hala kızgınım!

Hayatım boyunca bir şeyleri kendim yapmak hep hoşuma gitti. Arkadaşlarıma vereceğim hediyeleri, kendim tasarlayıp üretmek, onlar için, onların kişiliğine uygun bir şeyler seçip, hediyeleri aldıkları andaki suratlarını hayal etmek, hatta işin en özünde kendi elimle bir şey yapmak… Sevgilim sayesinde de gaza geldim, kendimize küçük bir online dükkan açtık.

Tepkiler genelde çok güzel, çok hoşuma gidiyor böyle şeyler almak. Ancak bazen beni zorlayan şeylerle karşılaşıyorum. Hayatlarında ellerine iğne iplik almamış insanlar bir anda işin gurmesi kesilip, “Bence bunun fiyatı çok yüksek”, “Bunun aynısını x de yapmıştı, sanırım aynen ordan almışsınız” gibi…

Hepsi birer görüş, hepsine saygım sonsuz. Ancak bazılarının gerçekten iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum. İşte bu beni en çok üzen şey oluyor. Şimdi oturup ajitasyon yapmak istemiyorum ama hayatım boyunca işin mutfağını bildiğim her iş, gözümde gittikçe zorlaşan iş oluyor. Örneğin, bundan 6 ay önce bana kağıtlarla yapılan oyuncakların zorluğunu sorsanız, “Ne kadar zor olabilir ki?” derdim ancak artık inanılmaz sabır gerektiren bir iş olduğunu o kadar iyi biliyorum ki, yapılan her işe olan saygım katlarca artıyor.

Kendi dükkanım için de, ben oturup geceleri nerdeyse her gün büyük mesailer harcıyorum bu işe. Her kısmında emeğim olsun istiyorum. Altına ismimi koyduğum bir şeyin en mükemmel olanı olsun istiyorum. En mükemmeli olmayanı da koymuyorum siteye. Fiyatlandırırken de aynı işlemler geçerli kafamda. Gerçekten hak etmediğini düşündüğüm fiyatlar koymuyorum.

Beğenmek ya da beğenmemek dünyanın en doğal şeyi. Sonuçta herkesin kişisel bir zevki, merakı var. Beğenmemek en doğal hakkı herkesin. Demem o ki, dışarıdan “Alırım keçeyi kumaşı, yaparım ben de” demek kolay. Bunu diyen arkadaşlar, o zaman lütfen alsınlar ellerine iğneyi ipliği, yapsınlar. Fiyatını da bizimkinden az koysunlar. O zaman tartışalım işin kalitesini.