kızgınım!

Hani her gencin komünist olduğu bir dönem var ya, ben yaşamadım hiç bu dönemi. Hep hümanist olmayı tercih ettim. Hala da ediyorum.

Ama son zamanlarda aklımdan binbir düşünce geçiyor. Neden insanlar sinirlileşiyor ya da neden bir taraf tutulması gerekiyor gibi.. Buldum ama! Daha farklı bir gözle bakmaya başlıyorsun hayata, daha çok içine giriyorsun. Daha çok farklı insanların bulunduğu bir çevren oluyor, daha doğrusu çevrendeki insanlar “senin”.

7 yaşından beri beni en iyi tanıyan en yakın arkadaşımla konuşurken dün, dolduğumu fark ettim. Birçok şeye çok sinirliyim. Dünya üzerinde bulunan saçma insanlara, her şeye çok güzel kulp uyduran ülkelere falan filan derken arkadaşım dedi ki “Biz küçükken çevremizde hep zeki insanlar vardı be Ezgi”. O anda dank etti işte. Çocukluğun oluşturduğu o sınırlı alanda ne güzel insanlar görmüşüz biz.

Altı doldurulamayan ukalalıklar, söylenen sözlere sadece anlamak istedikleri gibi bakan insanlar, herkesi kötü niyetli sanan umutsuzlar, bir türlü karakter sahibi olamamış ülkeler, karşısındakileri aptal yerine koyanlar, bunla yetinmeyip söylenen sözleri çevirmeyi görev bilen laf cambazları, haksız olduklarını asla kabul etmeyenler… Hepsine tek tek çok kızgınım. Artık her sokağa çıktığımda mutlaka bir insan sinirlerimi bozuyor. Ne kadar yazık…

Belki de en çok üzüldüğüm nokta, benim gibi geleceğe umutla bakan, genel olarak neşesinden bir şey kaybetmeyen bir insanın umutsuzlaşması. Son zamanlarda çok büyük değişikler oluyor, tek yapabildiğim ise ağzım açık izlemek. Korkuyorum, gerçekten çok korkuyorum…

Artık “hoşgörü” ayı da bitti. Neler olucak çok merak ediyorum…