Düşün Düşün Boktur İşin 

MağaraBu yazının başlığı, üzerinde çalıştığım başka bir yazının başlığı olacak veya olmayacak tek harflik farkla. Henüz karar veremedim; sanki böyle deyince daha eğlenceli ama yetersiz geliyor bana. Okumak isteyip istememe noktasında okur insanının, “Düşün Düşün Boktur İşin” diye bir başlıkla, “Düşün Düşün Çoktur İşin” diyen bir başlık arasında büyük fark varmış gibi geliyor. İkincisi daha didaktik gelebilir okurlara diyor kör şeytan; oysa amacım hep yaptığım gibi bir konu üzerindeki fikirlerimi yansıtmak, yazarken düşünmek konu üzre; altına yazacaklarım aynı oysa. Didaktizm denen şeyin canı cehenneme, onu ahkâm kesmekle yorumlamak, fikir yürütmek, deneme yazmak arasındaki farkı bilmeyenler düşünsün; düşünmekle çıkamıyorlarsa içinden, Nurullah Ataç okumaları tavsiye edebilirim en kestirmeden.

O tek harfi yerinden oynatmazsam, hayatımda yapmayı en çok sevdiğim şeylerden birini, kelimelerle, harflerle oynama zevkini ıskalamış olurum ki bunu hiç istemiyorum. Hayatı ıskalamayı yani… Yine de sanırım her zaman yaptığım gibi yazımı tamamen bitirdikten sonra karar versem daha iyi olacak. Evet, sanırım öyle.

Konu beni aşan bir konu, bunu bilerek başladım yazmaya. Beni aştığını rahatça söyleyebiliyorum, çünkü bırakın insanlığın en başından bugünlere erişen aynı başlıklı bilgilerini, düşünmek üzerine düşünen, düşündüklerini yazan tek kişi değilim hem, hem de yazımda söylemeye çalıştıklarım tam da bunu anlatmaya çalışacak. Kimsenin her şeyi, hatta hiçbir şeyi bilmediği üzerine bir yazı yazmaya koyuldum; öğrenmenin sonsuzluğu yanında bilmenin, bildim demenin arasındaki farkı aramak için çıktım yola. Bulabildiğimi de söyleyemem, bulabileceğimi de. Anlamlandırmanın kendiliğinden gerçekleşen aşamasını geçip, üzerine bugün için var olan tüm bilgileri de koysak o anlamın kendi gerçeğini –tamamen– yakalayabileceğini düşünmüyorum çünkü. Varılabilecek en iyi ve herkes için en faydalı nokta, o gün için en geçerli olan ve “düşünenlerce” en çok benimsenendir ancak.

Yazımda bazı görüşlerinden faydalandığım ustalar var; Bunlardan Ahmet İnam, şunu söylemiş:

“Düşünmenin ‘kendi başına’ bir değeri vardır. Hangi anlamda? Düşünmenin ‘kendi başına’ olan değerini yakalayamadığımızda, sorun çözücü gücünün, ‘işe yararlılık katsayısının’ azaldığını söyleyerek başlayayım. Düşünme üstüne düşünme gerekli bize, sağlıklı düşünmeyi öğrenmek için.”

Düşünme üzerine düşünmeye çalışacağım yine ama bu defa “canlı yayın” yapmayı düşünüyorum.

Yazdığım, yazmaya devam ettiğim bir yazı üzerine yazdığım ilk yazı bu; güzelmiş yazması. :)